Sosyal İnovasyon – SIX Wayfinder İstanbul

Tarih: Haziran 10, 2018 Gönderen: Yorum: 0

14-15 Mayıs’ta İstanbul’da Zorlu PSM’de gerçekleştirilen SIXWay finder- ‘Sosyal Inovasyonun Gelecek 10 yılı’ konulu etkinliği 26 ülkeden katılımcıyla gerçekleşti, enerjisi yüksek, samimi, toplumda pozitif değişim yaratan liderler ve değişim yaratma arzusunda olanların karşılıklı fikir alışverişlerini yapabildiği, iş birliklerin  oluşmasına ortam yaratabildiği bir süreçte geçti. Bu iki günde sabahtan akşama kadar sosyal inovasyon düşüncesine kafa yoran konuşmacılarla sabah tek oturumlar ve öğleden sonra paralel oturumlar yapıldı, açık alan teknolojisi ve balık kemiği gibi toplantı teknikleri içinde interaktif bir ortamda katılımcıların da dahil olduğu etkileşimi yüksek atölye çalışmaları yer aldı.  Tek bir yazıya sığmayacak bu etkinlikle ilgili izlenimlerimden birkaçını paylaşmak isterim.

Sosyal etki oluşturmada sosyo-kültürel değerleri göz ardı etmemenin ne kadar önemli olduğu dikkat çekiciydi. Konuşmacılardan Charles Leadbeater’ın (uluslararası bağımsız inovasyon danışmanı) verdiği örneklerden biri; Amerika’da 1916 yılında ilk doğum kontrol kliniğini açan hemşire Margaret Sanger’in bu girişiminin altında New York’un aşağı doğu yakasında kontrolsüz doğurganlık, yüksek oranda anne ve çocuk ölümünü gözlemlemesi yatmaktaydı ve her kadının ailesini planlamaya hakkı olduğunu savunmaktaydı.  Ancak, bu görüşün hapis cezasına kadar giden bir hikayesi olmuştur. O zamanın toplumu içinde muhafazakar aileler tarafından doğru bulunmayan bu girişim karşısında Margaret Sanger çok sert bir tepki almıştır. Oysa sosyal değişimi yaratmanın tohumlarını atmış olan bu kişi toplumun normlarına ve kabul gören düzenine karşı tek başına bir duruş sergilemiştir. Özgür seksi destekleyeceğine inanan ve dini kurallara aykırı olduğunu savunan çoğunluğun karşısında kadınlardan destek almaya başlayan Margaret Sanger’ın bu girişimi, feminist akımı sayesinde yıllar içinde gittikçe ivme kazanmıştır.

Bu hareketin büyümesi ile beraber bilim dünyasında da doğum kontrol hapı üzerine çalışmalar başlamıştır, 1950’lerde doktor Gregory Pincus bu araştırmanın öncülüğünde bulunmuştur ve  1956 yılında yasal düzenlemeyle piyasada satışına izin verilmiştir. Geliştirilen doğum kontrol haplarının daha geniş kitleler tarafından kabul görebilmesi için toplumun hassasiyeti göz önüne alınarak özgür seksi temsil edebilen imgesi yerine ‘doğum kontrol yolu ile ailelerin çocuklarına daha kaliteli bir gelecek sağlayabileceği’ imgesi vurgulanmıştır. Gerçekten de bu sihirli bakış açısı doğum kontrol haplarının muhafazakar çevreler tarafından da kabul edilir olmasını sağlamıştır.

Charles Leadbeater’ın bu örnek ile ilk adımı oluşturan herhangi bir sosyal girişim hareketinin başka insanları da harekete geçirebilir olması gerektiğinden ve aynı zamanda yavaş yavaş büyüyen desteğin ivmesinden yararlanarak toplumda ve politikalarda kabul görmesi için toplumun kültürel değerlerini iyi okuyup bu değerlere göre sosyal değişim için ortam hazırlanılmasının kritik öneminden bahsetti. Nasıl ki doğum kontrol hapına ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi tarafından yasal izin verilmesi çok kolay olmamıştır, yıllar almıştır ama bu süreçte çocuklara daha kaliteli bir gelecek sunma düşüncesini referans alarak doğum kontrol haplarının kabul görmesi ve yasal satışına başlanması ile ekonomik boyutunu da içine alan büyük bir sosyal etki yaratmıştır.

Diğer bir konuşmacı, sosyal girişim kuruluşu olan Tides Network ‘un CEO’su Kriss Deiglmeir sosyal inovasyon ile ilgili Dünya’dan verdiği örneklerde şirketlerin farklı rollerde sosyal etkiye nasıl katkı sağladığından bahsetti. Aşağıdaki gibi bir sınıflandırmayı görmek kurumların faaliyetlerini hangi şemsiye altında gerçekleştirdiğini anlamak adına şeffaflık sağlamakta.

  • (Corporate Philanthrophy): Hayırsever kuruluşlara bağışta bulunan veya kendi bünyesinde vakıf gibi yapılar kurarak bu kanaldan yardımseverlik çalışmalarını gerçekleştiren kurumlar (örnek; Zorlu Vakfı gibi)

 

  • (Corporate Volunteering) – çalışanların mesai saatleri içinde kısmi olarak sivil toplum örgütlerinde gönüllü çalışmasını teşvik eden veya ürettiği ürünlerden sivil toplum örgütlerine bağışta bulunan şirketler ( OKTA for good gibi)

 

  • (Corporate Marketing)- sosyal fayda alanında toplumda farkındalığı genişletmek ve yükseltmek için tanıtımlar yapan şirketler (BEKO gibi)

 

  • (Strategic Philanthrophy) – İş hedeflerine, bilgi ve beceri birikimine uygun hayırseverlik çatısı altında gönüllü işlerde faaliyet gösteren kurumlar (CISCO Network Academy gibi- Dünya çapında yaygınlaşmış ve Bilgi Teknolojileri üzerine eğitimler vermekte)

 

  • (Business Integration) – yaptığı işi ve ürettiği ürünleri çevre ve sosyal fayda adına sürdürülebilirlik odağında entegre ederek piyasa faaliyetlerinde bulunan şirketler ( örnek; Unilever)

 

  • (Business Growth as Social Leader) – bulunduğu bölge içindeki insanları da dahil ederek iş modelleri yaratan şirketler ( örnek; //Cemex- bu şirket ekonomik açıdan dez avantajlı grupta olan ailelere kendi evlerini yapabilmeleri için nasıl ev yapılacağına dair eğitim vermekte ve malzeme sağlamakta )

 

  • (Business with Social Mission) -sosyal bir misyondan doğan şirketler , iş yapmayı çevresel ve sosyal sorunları çözmek için bir vasıta olarak görürler (örnek; Method https://methodhome.com/)

 

Etkinlikte diğer bir paylaşım da David OReilly’in ‘Herşey’ isimli animasyonuydu, kısa olmasına rağmen etkileyiciydi. İnsanın doğası gereği herşeyin odağına kendini merkeze koymasından dolayı bir algı yanılması içinde Dünya’da hareket etmekte olduğu ve bu algıyı kırabilecek ‘Evrende herşey olabilme potansiyeli taşısaydık ne olurdu?’ gibi bir soru sorarak mesela bir böceğin gözünden veya bir taş olarak mikro ölçekte veya makro ölçekte galaksiler arasından bakıldığında algımızın nasıl değişebileceğine dair bizi düşündürten bir animasyondu. Bu video,  aslında bir doğa simülasyonu yapan bir oyunun tanıtım videosu olmakta. Oyunda, evrende çok küçük bir şeyin çok büyük birşeye etki edebildiğini, herşeyin birbirine ihtiyacı olduğunu vurgulamakta.

Bu animasyon ister istemez ilginç bir doğa olayını akla getirdi; likenler ( su yosunu ve mantarın ortak yaşamından ortaya çıkan bitkimsi bir tür) taşların ve ağaçların üzerinde küçücük lekeler halinde yayılmış halde görünürler ve kayaların içlerine doğru da yol alırlar, çok uzun bir zaman içinde içten içe kayaları çatlatarak parça parça haline getirebilirler. Bu parçalar nehirler aracılığı ile denizlere ulaştıktan sonra deniz tabanına doğru sürüklenirler, daha fazla suyu çekebilen toprak parçaları haline dönüşürler ve deniz tabanının yumuşak bir zemin haline gelmesine izin verirler. Deniz tabanın altında derin çatlaklar da varsa bu yumuşak noktalardan yukarılara doğru sızan magmanın kolaylıkla tabanı delip suyun içine ve oradan yeryüzüne çıkmasına sebep oluştururlar ki küçücük likenden başlayan bu zincirleme olaylar, okyanuslardaki volkanik patlamalarla deniz üstündeki adacıkları meydana getirebilirler.

Dolayısıyla, liken sabırla bekleyerek okyanuslarda kara parçalarını oluşturabilme gücünü taşıyabiliyorsa ister birey ister kurum olarak toplum faydasına yarattığımız çok küçük gibi görünen bir sosyal etkinin er ya da geç daha büyük bir hareketin tetikleyicisi veya tohumu olması büyük bir olasılık taşır.

Özetle; uluslararası platformda profesyonel geçmişleri ve deneyimleri farklı olan kişilerin ve kurum temsilcilerinin bir araya gelerek pozitif sosyal değişim için sosyal konular üzerine sorular sorması, çeşitliliğin getirdiği farklı bakış açılarından doğan fikirlerin alışverişi, eyleme yönelik niyetlerin oluşması gibi özel bir atmosfer içinde bir etkinlik gerçekleşti ki gelecekte beraberce sosyal inovasyon için yapılacak işlerin devamlılığını ve hareketliliğini destekleyen bir iki gündü.

Etkinlikle bağlantılı aşağıdaki linkleri de inceleyebilirsiniz.

 https://www.sixwayfinder.com/

* http://imece.com/

* https://socialinnovationexchange.org/

 

Dilek Ekşi Bilgin

bilgi@hayyal.com

dilek_eksi@yahoo.com

 

(*) Referans verilmeden alıntı yapılmaması, izinsiz kopyalanmaması rica olunur.